|
|
YÜRÜ TAŞ ARABASI!
Bujileriniz meme mi yaptı, yoksa memeleriniz kocaman mı oldu? Benzin istasyonun kaçırdınız ve yakıtınız mı bitmek üzere? Sıkıntı bitiyor artık! Ruhumuzu da, bedenimizi de eskisinden güçlü hale getireceğiz... Nasıl mı? Haydi, komple bakıma girme zamanı!
İki üniversiteli genç, okulun avlusunda sohbet ediyorlardı. Birinin elinde FHM vardı, dergiye sarılmasından belliydi, iyi bir okuyucuydu. Diğeri hakkında ise, pek bir fikrim yoktu. Belki okumaya dair yaptığı tek şey, arabaların plakalarını ezberlemekti. Çok ilgilenmiyordum, önemli olan aralarında konuştuklarıydı benim için. Konuşmalarına kulak kabarttım. Sohbet ettikleri konunun derinliklerinde yüzdükleri açıktı. FHM okuyucusu olan diğerine sağ eliyle bir darbe vurdu. "Oğlum, benim de yağlarım var ama en azından çaba gösteriyorum. Sabah erken kalkıp yürüyüşe bile çıkmaya başladım" dedi sesinin volümünü hafifçe yükselterek. Diğeri altta kalmadı. "Bu yanımdaki bıngıl etlere bakma sen. Ben de çok uğraştım, didindim. Bıktım artık! Ne yapsam, ne etsem sonuç vermiyor." "Ben şu zamana kadar bir şey yaptığını görmedim ki!" "Dinlemiyorsun galiba beni. Eskiden dikkat ederdim vücuduma diyorum. Tam düzelecek gibi olduğuna inanırken ucunu kaçırırdım, bir bakmışım yine su deposu gibi kalçayla dolaşıyorum" dedi hayıflanarak. "Saldım ben de, artık umurum da değil!" diyerek de ekledi. Arkadaşının daha fazla uzatmasını istemiyordu, sıkılmıştı. Neyin mücadelesini vereyim diye düşünürken FHM'ci pat diye atladı yine. "Nohut kadar beynin var senin. Her zaman yapacak bir şey vardır. Salmakla hayat mı geçer, ben de salayım sen de sal, kızları da aç kurtlar kapsın! İyi mi böyle?"
Aslında konuşmanın bu kadarı yeterliydi benim için. Bundan sonra iyice geyiğe saracaklardı. Küfürler havada uçuşacaktı; bir iki el şakası da izleyecekti bu durumu. Bizim derginin hastası olan çocuk doğru söylüyordu. Gerçekten her zaman yapacak bir şey vardır. Yeter ki isteyelim, biraz içimizde azim olsun. Gençlerin replik resmini çekerek ayağa kalktım. Yazacağım konu o an şekillenmişti. Bir arabaya benzetiyordum durumumuzu. Nasıl arabanın suya, yağa ihtiyacı varsa bizim de komple bakıma ihtiyacımız vardı. Kayıtsız kalmamak adına adımlarım iyice sıklaştı. Tutamadım bacaklarımı ve verdim kendimi yeni açılan bir spor merkezine.
Haberin devamını FHM dergisinin 45. sayısında bulabilirsiniz!
|
|
|
|
|
| =$footer;?> |
|
|